AKIL, SAMİMİ MÜMİNLERDEDİR

Kuran'a göre, Allah'tan korkan ve samimiyetle Kuran'a uyan her insan akıllıdır. Ancak insanların bir kısmı böylesine büyük bir nimeti kolaylıkla elde etme imkanına sahip olduklarından habersizdirler. Aklın, insanların doğuştan kazandıkları zihinsel bir yetenek olduğunu sandıkları için, sahip olduklarının ötesinde bir kavrayış kazanabileceklerine ihtimal vermezler.



Kuran'da, aklın, insanlara çok üstün bir hayat tarzı, çok ileri bir kavrayış ve düşünme yeteneği sunan büyük bir nimet olduğundan bahsedilmiştir. Allah, aklı insanlara ancak samimi iman ile birlikte vermektedir. İnsanın bunun dışında ortaya koyabildiği tüm yetenekler, ancak zekası ile oluşabilmektedir. Belki ilk bakışta zeki bir insanın da akıllı bir kimse ile aynı özellikleri gösterebileceği düşünülebilir. Ancak gerçekte durum çok farklıdır. Akıl, Allah'ın insanlar için belirlediği ve uyulduğunda en mükemmel sonuçlara ulaştıran ve kişinin Kuran'a tabi olmasından ve Allah korkusunu yaşamasından kaynaklanan bir üstünlüktür. Allah  Kuran'ın bir ayetinde "Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir." (Enfal Suresi, 29) sözleriyle, ancak Kendisi'nden korkup sakınanlara verdiği özel bir anlayış olduğunu bildirmektedir. Akıllı bir insan, karşılaştığı olaylarda pek çok insanın göremediği detayları görebilir, ince teşhisler yapabilir, olaylardan en doğru ve en hikmetli sonuçları çıkarabilir. Geçmişteki tecrübelerini en iyi şekilde değerlendirerek, bunları en gerekli yerlerde en akılcı şekilde kullanabilir. Tüm bunların yanında akıl, kişinin ruhunda, güzelliklerden çok fazla zevk alabilmesini sağlayan bir derinlik de oluşturur. Bu nedenle çoğu insanın sıradan karşıladığı ve büyük bir alışkanlıkla baktığı pek çok şeyin ardında gizlenen güzellikleri, akıl sahibi insanlar hemen görebilirler.

Bunun tam tersi olarak, imanı yaşamayan kişiler üzerinde görülen en belirgin etkilerden biri de 'akılsızlık'tır. Kuran ahlakından uzaklaşıldığında ya da bazı konularda dahi olsa samimiyetsizliğe imkan tanındığında, insanlar doğruyu yanlıştan ayırt edebilme özelliklerinden yoksun kalırlar. Bunun en önemli alameti ise kişilerin içerisinde bulundukları durumu görüp Kuran'a uygun şekilde teşhis edememeleri ve kavrayamamalarıdır.



Samimi insanların akıllarında oluşan netlik, sadelik ve berraklık bu kimselerde yoktur. Tam tersine bir pus, bulanıklık ve karmaşa dikkati çeker. Aklın netliğini ve teşhis kabiliyetindeki keskinliği yaşayamamaları, söz konusu insanların dünya hayatını çeşitli zorluk ve sıkıntılarla yaşamalarına neden olur.

Akıllarındaki pus nedeniyle, çoğu zaman yaşadıkları bu durumun imansızlığın bir sonucu olduğunu da kavramayabilirler. Oysa samimiyetle düşünen bir insan için Allah'ın rahmeti çok açıktır. Rabbimiz, samimi olan her insanı akılsızlıktan arındırıp, dünyada ve ahirette kurtuluşa ulaşmasını sağlayacak bir şuur açıklığı, akıl ve anlayış verebilir.